<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="bbPress/1.0.2" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
	<channel>
		<title>Dua Dostlugu. . . &#187; Etiket: Hz.Muhammed(S.A.V) - Son gönderilen başlıklar</title>
		<link>http://duadostlugu.com/dualar/tags/hzmuhammedsav-1</link>
		<description>Dua Dostluğu Efendimize (S.A.V) İthafen</description>
		<language>tr-TR</language>
		<pubDate>Wed, 08 Sep 2010 09:32:55 +0000</pubDate>
		<generator>http://bbpress.org/?v=1.0.2</generator>
		<textInput>
			<title><![CDATA[Arama]]></title>
			<description><![CDATA[Bu forumdaki tüm başlıkları ara.]]></description>
			<name>q</name>
			<link>http://duadostlugu.com/dualar/search.php</link>
		</textInput>
		<atom:link href="http://duadostlugu.com/dualar/rss/tags/hzmuhammedsav-1/topics" rel="self" type="application/rss+xml" />

		<item>
			<title>recep1 üzerinde "Efendimize Mektup6(Recep1)"</title>
			<link>http://duadostlugu.com/dualar/topic/efendimize-mektup6recep1#post-159920</link>
			<pubDate>Cum, 27 Nov 2009 00:09:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">159920@http://duadostlugu.com/dualar/</guid>
			<description>&#60;p&#62;&#60;strong&#62; En Sevgili'ye &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;        Ey Sevgili En Sevgili; &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey nurunun hürmetine âlemler yaratılmış olan,&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Nurların En Nurlusu! &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey sevgili,&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Sen pür–cemâl, sen pür–kemâl, Sen pür–rahim ü şefkat!&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Sevgili, Rabb–i Hakim’in bizlere rahmetinin tecellisi güzeller güzeli Resülullah. Rahim olan Allah’ın bizlere merhameti. Ey dürr–i yekta! Asi, kibirli, enaniyet denizinde boğulmuş günahkârların umudu, Cilvegâh–ı Enbiya. Aşk ehlinin Sultan’ı. Acıkmış gönüllerin sofrası, bir tek hatırına aşkların feda edildiği Sultan. Kâinâta gönderilen armağan. Ruhlarımızın enisi; Resûl–ü Ekrem... Bütün güzelliklerin biricik merkezi, Nebilerin İmamı, Allah’ın yeryüzünde yarattığı halifelerin mehpeykeri, vatan–ı aslînin cenneti. Sevda mevsimlerinin en güzel iklimi Ey Ahmed–i Mahmud–u Muhammed Mustafa! &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Varlığın var oluş gayesi biricik Efendimiz! Kâinât sizinle şereflenmek arzusuyla yanıp tutuşmaktaydı. Cennetin kapısında o güzel ismi gören gözden, yüreklere damıtılan hasretiniz gün geçtikçe dindirilmez bir yangın olmuştu. Her yeni doğan güneşe Seni sormaktaydı Varaka! Goncaları göğüslerinden zorla koparılan annelerin feryatlarıyla inleyen gökyüzü yolunu gözlemekteydi. Fitne, (yol arkadaşı) günahla çığlık çığlığa kol geziyordu Mekke sokaklarında... Ve bir gece âlemlere rahmet olan nurun Hz. Adem’den beri en temiz silsileyle Amine’ye ulaştı. Bu kutlu haberi alamadı Abdullah. Ve siz geldiniz Ya Resülullah, Membâ–i Lütuf gibi düştünüz kâinâta. Gönüller sükûnet buldu, zulmün sesi kesildi Ahmed–i Muhtarla, gülmeyen yüzler güldü. O çöl sizinle cennet bahçesine döndü... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey enfes rayihasıyla cihanı ıtır bahçesine çeviren Gül; sözleriyle madde ve mânâyı hallaç eden, her şeyin ötesini temâşâ etmemiz adına bize sır perdesini aralayan, örnek hayatıyla köhneleşmiş anlayışları tarumar ederek dünyanın cennet yüzünü açan Sevgili! Daha Seni elestte seçen Rabb’im en büyük görevi vermişti Sana. Öyle bir gayretin vardı ki Senin; kendini unutmuştun adetâ. İlahî îkaz gelmişti inanmıyorlar diye, ama yılmadın. Her defasında Sana hakareti vazife edinmiş Ebû Cehil’in elinden tutma adına, neredeyse kapısında sabahlıyor, bu da yetmiyor onu dualarına alıyordun: “Allah’ım ne olur iki Ömer’den biri!” demiştin, kimseyi unutmamıştın ve hani Ömer İbn–u Hattab gelmişti de şükrü borç bilmiştin Allah’a... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey hasır sedirde sabahlayan, kâinâtın ve kalplerin padişahı, dişini kırdılar tebessümünü gösterdin onlara; başını yardılar, önlerine serdin yüreğini; adını sildiler, sineye gömdün. Cennet–i Zehra vücudunu taşa tuttular, o büyük melek onları helak edecekken ellerini açtın Sevgili’ne! Öyle bir hayattı ki yaşadığın, canına kastetmeye gelenler Sen’de can bularak geri döndüler. Sen hep yol göstericiydin bu uğurda. Hiç yılmadan sünnet–i seniyye tohumlarını atıyordun geçtiğin yollara... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey ismi Arş–ı Âlâ’da yazılı, meleklerin dilinde teşbih olan Habib–i Zîşân! Efendim; göremedim gözlerini; ama eminim güneşten güzeldi. Duyamadım kokunu; ama eminim rüyalarda avunduğum rânâlar kadar cemîldi. Oysa o kadar isterdim ki terinden güller dermeyi. Yusuf’u gördüğünde ellerini kesen kadınlar, “Seni görseler kalplerini keser.” diyordu Hz. Aişe. “Vallahi Muhammed aydan daha güzeldir.” deyince Câbir b. Semüre, ay hicabından kendini gizliyordu. Ya sana âşık o minicik bulut... Ey Mîraç Şehsuvârı sevgili; o kadar mahzun olmuştu ki gökyüzü, Rabb’im onun da duasını kabul etti. Bu dua vesilesiyle mîraç gerçekleşti. Israr ediyordu melekler dönmemen için geri. Ey merhamet âbidesi, namazdı miracın en güzel hediyesi... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Makâm–ı Mahmûd’un buhurdanı, mahlukâtın en müntehabı ve en müstesnası Beytullâh’ın, aşk sarayının Padişahı! Bak bugün Senin izinde kurtuluş arayan gariplere. Biliyorsun Ebû Bekir’ler, Ömer’ler, Ali’ler, Huzeyfe’ler ve Bilâl’ler seni analarından babalarından, yurtlarından ve yuvalarından daha çok sevdiler. Bu sevgi bitmedi yâ Resûlallâh! Bu sevgi bitmedi. Yeryüzünün her metrekaresinde Senin âşıkların, Senin sevdalıların var. Tek başına millet olacak İbrahim’ler var. Senin perdedârın olacak Sâd b. Ebi Vakkas’lar. &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Biz senin çektiğini çekmedik yâ Resûlallâh. Gelecek için yaptığın fedakârlıkları gösteremedik. Ancak Senin yolunda güller topluyoruz. Elimize batan dikenler mi? Seninkinin yanında ne kî? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Rahmeten lil’alemin Efendim! Bir gün arkadaşlarının arasında ufuklara bakıp “Kardeşlerime selâm olsun!” demeseydin katlanılır mıydı bu hasrete? Öyle ki sevgim hüznüme denk, içimde ayrılık, fırtına, nefsimle daima cenk. Hicranla iki büklüm olduk yâ Resûlallâh. Kardeşlerinin adına yaraşır biçimde taşıyamıyoruz emânetini. Kardeşlerin olma şerefinin hakkını veremiyoruz. Korkunç bir belirsizlik var Senin dünyanda. Koskoca bir âlem garip ve zamanzede. Kimilerimiz akla takılıp düz yolda yolsuzluk yaşamakta, kimilerimiz yalancı gönül hülyalarına dalmakta. Ey Hurşid–i Şefaat Efendim! Biz çağın yetimleri çoğu zaman üzsek de Seni, rahmet elini hissediyoruz hep başımızda, bizi affeden o dilâra nefesi... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey ölümsüzlük iksiri, ey çölleri cennete çeviren Gül–i Rânâ! Hani ümmetine duanı kıyamete bırakmıştın? Benim gibi biçâreyi de şefaatinle şereflendirir misin? Benim de bu kirli ellerimden tutar mısın? Yoksa yüzüme bile bakmaz beni orada şimdiki gibi mahzun mu bırakırsın? Yâ Resûlallâh madem sen Şefi–ül Müznibîn’sin, mademki “Benim şefaatim ümmetimden büyük günahları olanlar içindir.” buyurdun. Ben de bu şefaati ümit etmekten geri kalamam. Biliyorum Efendim, sen merhamet âbidesisin. Hani Tâif’te ayaklarını kanatan o gafilleri bile affetmiştin. İşte ümidim bundandır. Bunca badireye katlanıyorsak sana olan sevgimizdendir. Kalbimize gözyaşlarının tadını vermeye gör Sultanım. İnan ki sevgin taze vicdanlarımızda filizleniyor, zaman ihtiyarladıkça Sen gençleşiyorsun. Sevgi fedailerin var nur yolunda kıvranan, Bilâl’ler Senin ismini haykırıyor her ezanda an be an... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Şâhid–i Mukaddes, Sultân–ı Selâtin ve Ey Muhtaç gönüllerimize âb–ı hayat olan Sevgili. Şimdi Sana bu mektup yerine canımı hediye etmeyi o kadar isterdim ki. Ama günahlarım mesafeyi arttırıyor yâ Resûlallâh! Utanıyorum, âcizim, güçsüzüm, çaresizim. Yine de ümitliyim. Belki bir gün duan avuçlarıma kayan bir yıldız olur ve nefsimin daraldığı anlarda lebbeyklerle dönerim yeniden hayata... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey gönüllerimize işleyen derin nefes. İnsanlık Senin gelmeni bekliyor. Rahip Bahîra’nın, Varaka bin Nevfel’in, Zeyd bin Amr’ın beklediği gibi. Sen ki Hz. İbrahim’in duası, Hz. İsmail’in muştususun. Sen ey kâinât kitabının müfessiri; o gelişinle nasıl yeşerttiysen dünyayı, sönmeyen ateşleri söndürüp yıktıysan kasırları, şimdi yine doğ kalplerimize, “Ehlen ve Sehlen” diyen heybetinle belir ufukta. Ey insanlığın gönlündeki sümbül! Mademki bağban Sensin, bu bağ niye Sensiz kalsın. Bizi yalnız bırakma, ruhlarımızı Sensizlik ateşi ile yakma... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Ey Sevgili En Sevgili &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Sevgin öyle doldurdu ki kalbimi &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Hasretin öyle acıtıyor ki benliğimi &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Aşkın olmasa hiç kalbim sevmeyi öğrenir miydi? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Gel demeye bilmem dilimin kudreti kâfi mi? &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Bu müthiş zamanın dehşeti özletiyor Asr–ı Saadet’i &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Özledik Efendim Seni &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Gel de güldür gariplerini... &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#60;a href=&#34;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=4&#38;#38;mektup=en-sevgiliye.html&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=4&#38;#38;mektup=en-sevgiliye.html&#60;/a&#62;&#60;/strong&#62;
&#60;/p&#62;</description>
		</item>
		<item>
			<title>recep1 üzerinde "Efendimize Mektup1(Recep1)"</title>
			<link>http://duadostlugu.com/dualar/topic/efendimize-mektup1recep1#post-158955</link>
			<pubDate>Cum, 20 Nov 2009 23:23:48 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">158955@http://duadostlugu.com/dualar/</guid>
			<description>&#60;p&#62;&#60;strong&#62;gülgüzeline &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;        Ya Rasulallah bugün bir başka oturdu özlemin içime. beşerin sevdasını gördüğümde anlıyorum senin kıymetini. fani dünyanın fani oluyor sevgileri. Oysa her sabah birileri başka aşklara yelken açıyor. Kimi kavuşamıyor sevdiğine ve kısa zaman sonra unutuyor. Aşkı senden öğrenmeli Habibim. Sen ki aşkın uğruna bütün dünyayı reddensin. Sen ki imkanın olmasına rağmen gene aşkın uğruna rahmet peygamberi olmayı kabul edensin. seni ne kadar övsek azdır.&#60;br /&#62;
    Seni hatırladığımda yüreğimin kayın ormanı yanıyor. Ah diyorum keşke görebilseydim gülcemalini. Birgün seni düşünerek yattığımda rüya alemine, senin keskin gül kokun uyandırdı beni. &#34;Ah&#34; dedim &#34;bir de yakından koklasaydım seni&#34;.&#60;br /&#62;
    Senin her haline hayran olurken dünya-ı alem, bize ar gelir seni anımsamamak. Her yerde sen varsın ey güller sultanım. Ben biliyorum ki ravzan da bile ümmeti diyorsun. Seni uzaktan da olsa görmeyi çok isterdim. Her akşam seccadem serili yatıyorum. Ola ki gelir de namaz kılarsın diye. Ola ki kokunu seccademe bırakırsın diye&#60;br /&#62;
    Koyu bir hasret benim ki. Sevdiğine kavuşma arzusu dolarken yüreğime; bir yandan da sana layık olamama korkutuyor beni. Sen evlendiğinde 1 hasırın vardı, bizim ise ev dolusu eşyamız. Ya birgün gelirsen ziyaretime nelerimi saklayacağımm ben? Son moda eşyalarımı mı? Yoksa kaza namazlarımdan kararmış yüzümümü. Ya da yüreği sahabe gibi atmayan kalbimi mi?&#60;br /&#62;
    Sana layık olmanın rehberi var elimde ama ben bir beşerim ve malesef şaşabilirim. Ah o teslimiyet arzusu yok mu. Keşke bana da doğsa da kabasap kalbimi yalan dünyanın nimetlerine.&#60;br /&#62;
    Çölde su arar gibi aramalıyım seni. sonra şelaleler gibi coşmalı kalbim. Hiç duyulmamış sevda türküleri yakmalıyım adına. Senin sünnetinle elim elinde olmalı. Ah yar ; ah yüreklerde aranan sevda. Ah ardında görmeden seven binlerce mecnun bırakan sevgili. Seni öyle seviyorum ki öl de öleyim. Yeter ki sen iste. Biliyorum ki bu yazdıklarımı okuyorsun. Biliyorum ki beni duyuyorsun&#34; bana da kardeşçe dua eder misin en kutlu Nebii?&#34;&#60;br /&#62;
    SANA BİNLERCE SALAT VE SELAM OLSUN. RABBİM SELAMIMDAN HABERDAR ET EN KUTLU SEVGİLİYİ&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#60;a href=&#34;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=9&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=9&#60;/a&#62;&#60;/strong&#62;
&#60;/p&#62;</description>
		</item>
		<item>
			<title>recep1 üzerinde "Efendimize Mektup4(Recep1)"</title>
			<link>http://duadostlugu.com/dualar/topic/efendimize-mektup4recep1#post-159592</link>
			<pubDate>Çrş, 25 Nov 2009 00:02:20 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">159592@http://duadostlugu.com/dualar/</guid>
			<description>&#60;p&#62;&#60;strong&#62;Sen Yoktun Sultanım  &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;        Sen yoktun...&#60;br /&#62;
    Hz. Âdem’deydi nurun&#60;br /&#62;
    Önce cenneti,&#60;br /&#62;
    Sonra yeryüzünü şereflendirdin.&#60;br /&#62;
    Âdem nuruna affedildi&#60;br /&#62;
    Arafat bu affa şâhitti&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sen yoktun&#60;br /&#62;
    Nuh’un gemisindeydi Nurun...&#60;br /&#62;
    Dalgalar yeryüzünü boğarken&#60;br /&#62;
    Taprağın bağrındaki su&#60;br /&#62;
    Gökyüzüyle buluşurken&#60;br /&#62;
    Ve bu bir ilahi azap derken,&#60;br /&#62;
    Allah nurunu taşıdı bin bir sebeple&#60;br /&#62;
    Tûfan, nurunu selamladı edeple...&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sen yoktun...&#60;br /&#62;
    Hz. İsmail’in alnındaydı Nurun&#60;br /&#62;
    İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden&#60;br /&#62;
    “Rabbimiz” dedi,&#60;br /&#62;
    “Onlara kendi içlerinden&#60;br /&#62;
    Senin ayetlerini okuyacak&#60;br /&#62;
    Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,&#60;br /&#62;
    Onları temizleyecek bir elçi gönder,&#60;br /&#62;
    Amin dedi on sekiz bin âlem&#60;br /&#62;
    Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak&#60;br /&#62;
    Amin dedi İsmail.&#60;br /&#62;
    Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı&#60;br /&#62;
    Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sen yoktun...&#60;br /&#62;
    Hz. İsa “Ahmed” diye muştuladı seni&#60;br /&#62;
    Alemlerin efendisi diye sana seslendi.&#60;br /&#62;
    Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..&#60;br /&#62;
    Çünkü bu âlemin reisi geliyor...&#60;br /&#62;
    Bekleyin Ahmed geliyor.&#60;br /&#62;
    Kainata rahmet geliyor.&#60;br /&#62;
    Havarilerin yüzünü okşayan,&#60;br /&#62;
    Ölüleri dirilten bir nefes oldun&#60;br /&#62;
    Ama sen yoktun...&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sen yoktun Sultânım,&#60;br /&#62;
    Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun&#60;br /&#62;
    Başı eğik gezerdi mazlum&#60;br /&#62;
    Kuteyle göklerden seni sorardı&#60;br /&#62;
    Varaka seni arardı semada&#60;br /&#62;
    Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.&#60;br /&#62;
    Ağlayarak süslediler ölüme...&#60;br /&#62;
    Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.&#60;br /&#62;
    Sen yokken,&#60;br /&#62;
    Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.&#60;br /&#62;
    Anne yüreğinin çıldırtan çaresizliğiydi.&#60;br /&#62;
    Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...&#60;br /&#62;
    En son çocuk atılırken çukura&#60;br /&#62;
    Annesinin suretinde bir melek tuttu onu&#60;br /&#62;
    Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.&#60;br /&#62;
    Melekler süslüyordu hirâyı.&#60;br /&#62;
    Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,&#60;br /&#62;
    Efendisine hazırlanıyordu Mekke.&#60;br /&#62;
    Âlem Efendisine hazırlanıyordu&#60;br /&#62;
    Kainatın gözü Hz. Amine’deydi.&#60;br /&#62;
    Toprak yalvarıyordu rabbine,&#60;br /&#62;
    Allahım gönder artık diyordu.&#60;br /&#62;
    Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,&#60;br /&#62;
    Bir inişin vardı yer yüzüne...&#60;br /&#62;
    Önünde cebrail!&#60;br /&#62;
    Ardında yalın kılıç melekler!&#60;br /&#62;
    Bir inişin vardı yer yüzüne...&#60;br /&#62;
    Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de&#60;br /&#62;
    Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.&#60;br /&#62;
    Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.&#60;br /&#62;
    Herşey sus pus olmuştu.&#60;br /&#62;
    Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!&#60;br /&#62;
    Kainat bir isim duymak istiyordu.&#60;br /&#62;
    Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden;&#60;br /&#62;
    Muhammed!&#60;br /&#62;
    Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.&#60;br /&#62;
    Muhammed!&#60;br /&#62;
    Melekler öptü o nurdan ellerini.&#60;br /&#62;
    Muhammed!&#60;br /&#62;
    Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürr-i yekta!&#60;br /&#62;
    Sana o adı veren rahmana kurbanız&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Artık sen vardın&#60;br /&#62;
    Susuz topraklara rahmet indi seninle&#60;br /&#62;
    Annenden sonra anne halime sevindi seninle&#60;br /&#62;
    Yağmura mı ihtiyaç var?&#60;br /&#62;
    Kaldır şehadet parmağını,&#60;br /&#62;
    Yağmurları salsın Allah.&#60;br /&#62;
    Sonra tut ağacın yaprağını,&#60;br /&#62;
    Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.&#60;br /&#62;
    Yeter ki sen iste,&#60;br /&#62;
    Sen iste ya rasulallah&#60;br /&#62;
    Deki ben kimim?&#60;br /&#62;
    Dağlar, taşlar dile gelsin,&#60;br /&#62;
    Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,&#60;br /&#62;
    Ente Rasulullah desin.&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sen vardın&#60;br /&#62;
    Bedir kârdı,&#60;br /&#62;
    Uhut dardı&#60;br /&#62;
    Hendek yârdı.&#60;br /&#62;
    Yiğitlerin vardı.&#60;br /&#62;
    Ölmek için yarışan yiğitler...&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Hele bir enesin vardı senin.&#60;br /&#62;
    Enes bin malik...&#60;br /&#62;
    Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,&#60;br /&#62;
    Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.&#60;br /&#62;
    Onlar da&#60;br /&#62;
    “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince&#60;br /&#62;
    Enes kükremiş:&#60;br /&#62;
    “Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?&#60;br /&#62;
    Kalkın ve O’nun gibi ölün!” demişti.&#60;br /&#62;
    Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.&#60;br /&#62;
    Hem de ne şehit ey nebi!&#60;br /&#62;
    Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.&#60;br /&#62;
    Kız kardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Musab Bin Umeyr’in vardı senin.&#60;br /&#62;
    Uhut’ta sancağını taşıyan.&#60;br /&#62;
    Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki&#60;br /&#62;
    Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi.&#60;br /&#62;
    Ebu Hureyre’n vardı...&#60;br /&#62;
    Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.&#60;br /&#62;
    Sen anlardın,&#60;br /&#62;
    Ya Ebâhir gel! Derdin.&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Ve sen gittin...&#60;br /&#62;
    Bir gidişle gittin&#60;br /&#62;
    Ardında hüznün kaldı.&#60;br /&#62;
    Hasretin kaldı göklerde.&#60;br /&#62;
    Bilal ezan okuyamaz oldu&#60;br /&#62;
    Ne zaman teşebbüs etse&#60;br /&#62;
    Muhammed Rasûlullah demeye&#60;br /&#62;
    Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sonra günler ay,&#60;br /&#62;
    Aylar yıl oldu.&#60;br /&#62;
    Ve asırlar oldu&#60;br /&#62;
    Sensizliğe açtık gözlerimizi.&#60;br /&#62;
    Ama sen bırakmazsın bizi.&#60;br /&#62;
    Sen varsın ey şehitlerin sultanı&#60;br /&#62;
    Sen varsın!&#60;br /&#62;
    Bir şehit bile ölmezken&#60;br /&#62;
    Sana nasıl yok deriz.&#60;br /&#62;
    Ebu talip şama giderken devesinin önüne geçip&#60;br /&#62;
    Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.&#60;br /&#62;
    Ne anam var ne babam...&#60;br /&#62;
    Ebu talip bırakmamıştı bu yüzden .&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!&#60;br /&#62;
    Bırakma bizi ki; Allah;&#60;br /&#62;
    Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.&#60;br /&#62;
    Bırakma bizi!&#60;br /&#62;
    Hayatı seninle öğretti Rahman.&#60;br /&#62;
    Kulluğu seninle tanıdık.&#60;br /&#62;
    Duayı senden öğrendik sevgili!&#60;br /&#62;
    Hz Ömer umre için senden izin isteyince,&#60;br /&#62;
    “Kardeşcik” dedin ona,&#60;br /&#62;
    Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın ?&#60;br /&#62;
    Bizler Ömer değiliz ama&#60;br /&#62;
    Bütün dualarımız senin için&#60;br /&#62;
    * * *&#60;br /&#62;
    Ey Rabbimiz!&#60;br /&#62;
    Resulünü anışımızdan haberdar et!&#60;br /&#62;
    O’na binler salat, binler selam!&#60;br /&#62;
    Habibine Makam-ı Mahmut’u ver&#60;br /&#62;
    O’na vesileyi lutfet.&#60;br /&#62;
    O’nu refik-i Âlâya yükselt&#60;br /&#62;
    Bizi de affet&#60;br /&#62;
    O’nun hatırına affet&#60;br /&#62;
    Zatının hatırına Affet.&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;&#60;a href=&#34;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=6&#38;#38;mektup=sen-yoktun-sultanim.html&#34; rel=&#34;nofollow&#34;&#62;http://www.ezan.gen.tr/default.asp?Modul=Peygamber_Efendimize_Mektuplar&#38;#38;act=devam&#38;#38;id=6&#38;#38;mektup=sen-yoktun-sultanim.html&#60;/a&#62;&#60;/strong&#62;
&#60;/p&#62;</description>
		</item>
		<item>
			<title>recep1 üzerinde "Efendimize Mektup2(Recep1)"</title>
			<link>http://duadostlugu.com/dualar/topic/efendimize-mektup2recep1#post-159105</link>
			<pubDate>Paz, 22 Nov 2009 00:00:22 +0000</pubDate>
			<dc:creator>recep1</dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">159105@http://duadostlugu.com/dualar/</guid>
			<description>&#60;p&#62;&#60;strong&#62;EN SEVGİLİYE &#60;/p&#62;
&#60;p&#62;        Binlerce salat ve selam sana ey güller Sultan’ım.....&#60;/p&#62;
&#60;p&#62;    Çölde su arar gibi hasretim gül yüzüne. Keşke bir kerecik görme şansım olsaydı seni. O gül kokunu duyan bir de ben olsaydım. Hadis rivayet ettiğin sahaben olsaydım. Sağ kolun Enes B. Malik’in olsaydım. Senin adım attığın yolların tozuna boğulsaydım. Bir Ebu Hureyre de ben olsaydım. Batılla savaştığın da bir kılıç savuran da ben olsaydım. Senin şahidin, Kadir-i Zülcelal’in şehidi olsaydım…&#60;br /&#62;
    Neyleyim ben sahte aşkları… Neyleyim dünyayı sen olmadıktan sonra. Gül kokunu unutur olmuş Mekke. Hasretiz Ravza-i Mudahhara’nın ihtişamına. Bize de nasip olacak mı seni ziyaret etmek? Nasip olacak mı Kevser Havzın da elinden cennet şarabı içmek? Ya Rasulüm Makam-ı Mahmud’da Allah’a yalvardığın ümmetin içine ben de girecek miyim? Ben seni her gece anıyorum. Sen de beni tanıyacak mısın mahşer günün de?&#60;br /&#62;
    Senin dostun dost; düşmanın da düşmanımdır. Ama Habibim zaman öyle olmuş ki ne dostu ne de düşmanı ayıramaz olmuşuz. Hani Müslüman zumla uğrayınca diğerleri de buğuz edecekti ya; artık kucaklıyorlar birbirlerini. Ya Rasulüm bizim düşmanlarımız sizin zamanınızdaki gibi cesur değil. Biz Ebu Leheb’in kinini bile arar olmuşuz. Öyle ya o bile kinini kusmak için cesurca karşına çıkardı. Ama şimdi maske ardına saklanan, Müslüman geçinen ve bir Ebu Leheb bile olamayan münafıklarla dolu zamanımız.&#60;br /&#62;
    Habibim nefsimiz bile imanımızı çalmak için uğraşır olmuş. Şeytan senin zamanında daha da dişli. Hasret kalmışız gerçek dosta ve düşmana. Hasret kalmışız gerçeklerin yaşandığı Asr-ı Saadete…&#60;br /&#62;
    Bir küçük umut var içimde, onca günaha rağmen. Sen değimliydin “mü’min ümit ile korku arasında yaşar” diyen. Korkuyorum bir sabah imanımın gitmesinden; ümit ediyorum Allah’ın rahmetinden…&#60;br /&#62;
    Rasulüm şems bile senin zamanın kadar parlak değil. Kamer bile küsmüş insanların gece işledikleri günahtan…Rasulüm, Müjdecim; ayıp örtme de ve hayır işleme yarışın diye buyurmuştun. Bizler bir sadaka olan gülümsemeyi bile esirger olmuşuz. Senin zamanında evlilikler de Allah rızası aranırken; şimdi işi ve evi soruluyor. Rasulüm hafızların vardı senin. Vahiy katiplerin ve Ashab-ı Suffan vardı. Şimdilerde kurslara öğrenci aranıyor. Senin alimlerinin ayarında alim çok az. Hafızların parmakla sayılacak kadar az….&#60;br /&#62;
    Gel Habibim ne olur. Yetimler babasız kaldı. Gel! En samimi dostlar bile senin gibi değil. Gel Müslümanlar başsız kaldı. Sen Taif’ten kovulduğunda Cibril-i Emin’e “ben azap değil rahmet peygamberiyim”buyurmuştun; bu zamanın kafirleri Taifleirlerden bile zalim. Bizler senin kadar sabırlı olamıyoruz. İçimiz kan ağlıyor ama elimizden de bir şey gelmiyor….&#60;br /&#62;
    Hani Mekke’den kovulduğunuz da H.z. Enes (r.a.) ağlarken O’na şöyle buyurmuştun: “ ağlama Enes. Senin öyle kardeşlerin olacak ki, bizi görmeden sevecek.” Evet biz seni ve Sabahbe-i Kiram’ı görmeden sevdik. Hayran olduk onların teslimiyetine…&#60;br /&#62;
    En güzel sözler sana, en güzel salavatlar senin ve sahabenin üzerine olsun. Bu kuru canım uğruna feda olsun. Anam babam sana feda olsun. Ve selamımdan Rabbim haberdar etsin inşallah.&#60;br /&#62;
    Selam ve dua ile&#60;/strong&#62;
&#60;/p&#62;</description>
		</item>

	</channel>
</rss>
