İslâm’ı seçen Amerikalı kadınların tecrübelerini kaleme alan Carol L Anway, kızı Müslüman olan Hıristiyan bir anne Kızının Hak dîni seçmesi onu bu araştırmaya zorlamış Henüz kitabın girişinde “Korkularımızı besleyen, klişeleşmiş kişilikleri ön plana çıkaran ve genellikle de yanıltıcı olan manşetler ve haberlerle şekillendirilmeye amadeyiz” diyerek İslâm aleyhinde icraat yapan ‘medya terörü’ne dikkatleri çeken Anway, gerçek İslâm’ı öğrenmek için temel kaynakları okumakla kalmamış; bir de Amerikalı Müslüman kadınlardan 53’ü arasında anket yapmış Verilen cevaplar sekiz milyonluk Müslüman nüfusa sahip ABD’nin istikbâli için ümid verici olmakla beraber ‘bizim dünyanın Müslümanları’ için de ibret ve dersle dolu
Ankete katılan kadınlarda şu kanaat hâkim: “İslâm bir hayat tarzıdır Hayatın bütün yönleri için cevabı vardır İslâm’ı seviyorum ve doğduğumda Müslüman olduğumu, ancak Hıristiyan olarak yetiştirildiğimi hissediyorum İslâm’a geri geldim”
Amerikalı Müslüman hanımların bir diğer ortak özelliği Müslüman olduktan sonra yeme-içmelerine en az kıyafetleri kadar dikkat etmeleri Sırf, Jelatin gibi domuz ürünü maddeleri yemeyelim diye dakikalarca paketin üzerindeki ‘muhteviyat’ kısmını okumaları sebebiyle anne-babasıyla, arkadaşlarıyla arası bozulanlar olmuş Hepsi yiyip içtiklerinin helâl mi haram mı olduğuna aldırış etmezlerse, Yaratan’ın da onları Cehennem’e hangi kapısından dâhil edeceğine aldırış etmeyeceğinin bilincinde
Namazla alâkalı şu cevap ise gerçekten îman dolu: “Müslüman olmak daha ayakları yerde, daha rahatlamış, daha iyi yoğunlaşmış olmamda bana yardımcı oldu Bir sonraki namaz sizi çekerken çok uzağa gidemezsiniz Bana göre İslâm’ın en mânâlı kısmı dâhilî süreç; kişisel manevî gelişimim için kendi hayatımda sürekli devam eden namazlar, diğer okumalar ve manevî çalışma Birkaç saniye durabilmek ve devam etmekte olan herşeyi, yol göstermesi için Allah’a havâle edebilmek büyük nimet”
Amerikalı Müslüman hanımların birçoğu, bizim memleketin kızları gibi başörtüsü için mücadele ettiklerini söylüyorlar Yalnız bir farkla: Onlar medyanın kirlettiği toplumla savaşıyorlar! Tesettürle alâkalı şu tesbitler ‘fıtrat dîni’nin hakkaniyetini haykırıyor: “En büyük İslâmî hak örtünme hakkıdır Ben, aptalca bakışlara maruz kalan bir et parçası olarak değil, iffetli bir kadın olarak görülme hakkına sâhibim” “Kadın olmayı algılayış şeklim değişti Artık özgürlüğü dar pantolonlarda ve mini eteklerde değil, örtülü ve iffet sâhibi olmakta buluyorum” “Örtü, erkekler için kadını ‘yukarıdan aşağıya süzme’ şansını ortadan kaldırır ve kadınları bir ‘nesne’ değil insan olarak görmelerini gerektirir”
Ankete katılan hanımlar, çocuklarını İslâmî terbiye ile yetiştirmek için çırpındıklarını söylüyorlar Bir hanım “Kişinin çocuklarını yetiştirmesi bir insanı Allah’a yakınlaştırmanın mümkün olan en iyi yoludur” fikrinden yola çıkmış “Çocuğumu yetiştirme tarzım Müslüman olmamdan çok etkilenmiş bulunuyor” diyen bir diğer hanımın şu kararı tebrik edilmeli: “Her yönden gelen şeytânî etkilerin daha iyi farkındaydım ve bu nedenlerle altı aydır televizyonumuz yok” Ne dersiniz, biz de farkında mıyız bu tehlikenin?
Bir başka dünyanın bir başka kızından gelen şu çağrıyla yazıyı noktalayalım: “Müslümanlar olarak kendi gardroplarımızı temizlememiz, kendimizi bir silkelememiz ve İslâm’ı anlatmak için başkalarının kapılarını çalmadan önce kendimizin İslâm diye neyi sunduğumuzu yeni baştan incelememiz gerekir”
* “Bir başka dünyanın kızları”, Carol LAnway, İz Yay
Alıntı..